• SADECE SATRANÇ TURNUVALARINDA DEĞİL

    HER TÜRLÜ YARIŞMALARDA ÇOCUKLAR İSTEMEDEN

    YOĞUN BASKI ALTINDA KALMAKTADIRLAR

    Satranç turnuvalarındaki psikolojik faktörler çocukların oyun içindeki hamlelerini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Her çocuğun faklı kişilikte ve özellikte olduğu düşünülürse her çocuğun olaylara tepkisi farklı olacaktır. Bir çok kişinin başına gelmiştir. Turnuvalarda çocukların sıkça başı ağrır, midesi bulanır vs. Esasen bu çocuğun o andaki psikolojisinden kaynaklanmaktadır.

    2. Dünya Satranç şampiyonu “LASKER” satranç oyununda psikolojik ögeleri ön plana çıkaran ilk kişidir. Satrançta bireysel mücadele kavramını geliştirmiştir. Oyun esnasında psikolojik faktörlerin oyuncu hamlelerini olumsuz yönde etkilediğini savunmuştur. Bu nedenle TURNUVALARDA OYNAYAN SATRANÇ OYUNCUSU OLDUKÇA SAĞLAM SİNİRLERE SAHİP OLMAK ZORUNDADIR. Özellikle uzun soluklu turnuva maçlarında oyuncuların psikolojileri çok önemlidir.



      



    Dostça oynanan oyunlarda çocuklar açısından sorun yoktur ama bu tür oyunlarda çocuklar kendilerini pek geliştiremezler. Satranç oyuncuları kendilerini geliştirmek ve öğrendiklerini uygulamak için satranç turnuvalarına katılmaları gerekir. Satranç turnuvalarında belirli bir amaç için oynandığından çocuklar istemese de yoğun bir baskı altında kalmaktadırlar. Özellikle turnuvalardaki ruh halimiz, satranç oyunu için en önemli faktörlerin başında gelir. Turnuva için neler düşünüyoruz ? hedeflerimiz neler ? O andaki heyacanımız nasıl ? Bunların hepsi bizim o turnuva boyunca oyunumuzu etkileyecek psikolojik olaylar olacaktır. Satranç oyuncusunun altında kaldığı psikolojik baskıları üç ana başlık altında kısaca inceleyebiliriz:





    Eski ustalar “İnsanın en önemli rakibi kendisidir” diyerek insanın karmaşık doğasını anlatmak istemiştir. Satranç oyuncuları turnuvalarda maç öncesi çok yoğun duygu karmaşasını yaşar. Aşırı heyecanlı olma, endişe duyma, huzursuz olma, panik halinde olma, kendi yeteneklerini küçümseme, kendine güvenememe, rakibini gözünde fazla büyütme gibi duygular oyuncunun oyununa odaklanmasını engellediği gibi, dikkati toplayamadığı için zihninin doğal akışını da bozarak oyuncunun hatalı hamleler yapmasına neden olurlar. O nedenle rakibe karşı değil satranç tahtasına odaklanmamız gerekmektedir.





    Çevresel baskılar zaman, turnuva ve aile, seyirci faktörlerine bağlıdır. Bunları da kendi alt başlıklarında incelersek;



    Turnuvalarda oyunlar kişilerin keyfine göre oynanmamaktadır. Turnuva yönergelerinde oyun için kullanılacak zaman süresi belirtilmiştir. Oyuncular belirtilen bu zaman süreleri içinde oyunlarını bitirmelidirler. Zaman baskısı altında oynayan oyuncular hatalı hesaplamalar yapabilirler. Ayrıca oyunun uzun sürmesi de fiziksel olarak hazır olmayan bazı oyuncularda yorgunluk belirtileri ortaya çıkaracaktır. Böyle durumlarda bazı oyuncular uzun soluklu oyunlarda özellikle oyun sonlarına doğru basit hatalar yapabilmektedir.



    Farklı yer ve mekanlarda düzenlenen turnuvalar oyuncularda gerginlik yaratabilir. Özellikle çocuklarda ve hassas kişilerde bu ciddi sıkıntılara neden olur. Çocuklar dikkatini bir türlü oyuna veremez.
    Oyuncuların farklı mekanlarda düzenlenen turnuvalara uyum hızı iyiyse rakibine karşı büyük bir avantaj yakalamış olur. Rakip kendi sıkıntısıyla uğraşırken diğer oyuncu atak hamlelerle oyunun kontrolünü ele geçirebilir.




    Satranç turnuvalarında baskı oluşturan başka ve önemli faktördür. Kazanmanızı dört gözle bekleyen aile bireyleri veya eş, dost, seyirciler oyuncular üzerinde inanılmaz bir baskı oluşturmaktadır. Siz kazanmak istiyorsunuz ancak sizi takip eden kişiler kazanmanızı sizden daha çok istiyorlardır. Eğer dikkatinizi oyuna değil sizi bekleyenlere verirseniz hatalı hamle yapıp yenilebilirsiniz. İnsan beyni aynı anda iki şeye odaklanamaz. Bu nedenle sonuca değil sadece ve sadece kendi oyununuza odaklanmanız gerekmektedir.





    Satranca yeni başlayan oyuncular turnuvalara yeni başladıklarında ana amaçları evde, okulda, kulüpte yaptıkları gibi satranç oynayarak eğlenmektir. Turnuvaya gelenlerin çoğu ilk geldiklerinde kendilerini yenilmez gibi hissederler ama turnuva sonrasında bunun böyle olmadığı öğrenmiş olurlar. İlk turnuvalar yeni başlayanlar için oldukça zorlu ve üzücü geçebilir. Burada çocuğunuzu teselli ederken diğer satranç turnuvalarına gitmesi için de motive etmek gerekir. Aman çocuk ağladı, üzüldü oynamasın gibi düşünceler içinde olursanız çocuğunuzu geliştiremezsiniz. Her yenilgi, her kaybedilen turnuva oyuncuyu kamçılamalı ve çocuğu yeni hedefler için motive etmelidir.





    Çocuklar yenilecek, bir daha yenilecek ama her yenilgiden kendine ders çıkartacak ve ileriye dönük daha fazla çalışma ihtiyacı duyacak. Çocuklar birçok temel beceriyi satranç turnuvalarında oynayarak uygulamalı bir şekilde kendileri öğrenmektedir. Rakip baskısını iki farklı alt başlıkta incelersek;



    Turnuvalarda her şey rating puanlarına göre hesaplanır. Oyuncunun sahip olduğu rating puanları o oyuncunu gücü hakkında bize bilgi vermektedir. Satranca yeni başlayanlar sıfır  “0”  UKD rating puanı ile başlar ve her turnuvada gösterdiği performansa göre puanı artar veya eksilir. Oyuncu olarak bu puanlara dikkat etmeliyiz ve ona göre oyunumuz oynamalıyız. Ama sadece çocuklar değil yetişkinler bile oynayacağı rakip oyuncunun rating puanı yüksekse oyunu bir endişe içinde oynar ve devamlı kaybedeceğini düşünür. Bu durumda zaten yapacak bir şey yoktur çünkü beyninizi kaybetmeye odakladığınız için büyük ihtimalle olmadık hatalar yaparak oyunu kaybedersiniz. Rakibi düşünmeden her zaman kazanma odaklı oynamalısınız. Bütün enerjinizi ve bilginizi buna harcarsanız oyunu kazanma şansınız yüksektir. Sonuçta kaybederseniz de keyifli bir maç yapmış olursunuz.

    Satranç oyuncuların yaptığı hataların başlıcası ya yüksek rating puanlı rakiplerinden korkarlar, ya da düşük rating puanlı rakiplerini küçümserler. Her iki durumda da rakibi düşünerek oynarsak maçta sorunlar yaşayabiliriz.






    Ufak yaşta oyuncular ise özellikle kendinden yaşça büyük veya rating puanı yüksek oyunculara karşı daha ürkek oynarlar ve bu durumda gereksiz puan kayıplarına neden olabilmektedir. Zamanla çocukların bilgi seviyesi ve oyun tecrübesi arttıkça bu çekinceler minumum seviyelere inecektir. Ayrıca şunu da hatırlatmam gerekir. Büyükler ufak yaştaki çocuklarla oynarken çok daha tedirgin oynarlar çünkü kendinden ufak birine puan kaybetmek onlara göre rezil olmak gibidir. Bu nedenle küçük çocukların bu tür oyunlarda kaybedecekleri bir şeyi yoktur ama puan kazandıklarında kendilerine karşı oldukça yüksek bir öz güven oluşmaktadır.

    Çocukların kendinden büyüklerle oynamak için belirli seviyede satranç temel eğitimini almış olması gerekmektedir. Belirli bir süre çocuklar kendi yaş gruplarıyla oynatılmalı ve belirli bir tecrübe kazanması sonrası kendinden birkaç yaş büyüklerle kademeli bir şekilde oynatılarak, oyuncunun güçlenmesi sağlanmalıdır. Bazı kişiler çocuk tecrübe kazansın diyerek önüne gelen her turnuvaya çocukları sokmaktadırlar. Bu oldukça yanlış bir tutumdur. Çocuklarımızı yıpratmamak için onları oldukça zorlu turnuvalara sokmamamız gerekir ama Her çocuğun faklı kişilikte ve özellikte olduğu unutulmamalıdır. Bu tür turnuvalara katılımları çocukların öğretmeni veya satranç antrenörleri yol gösterici olarak karar verebilir.